2 Ekim 2012 Salı

Hamilelerin gücü adına, güç ben de artık!

 Hamilelik enteresan bir süreç pek çok sıkıntının yanında pek çok VIP muameleyi de yanında getiriyor.
Herkes size yavru köpek görmüş gibi bakmaya başlıyor. Bu iyi mi kötü mü derseniz, tartışılır. Kadın olarak doğurganlığınız dışında başka bir şansınız olmadığını bilmelisiniz. Hem tacizlerden korunmak adına şahanedir, hem öz güven adına yıkıcı. Partneriniz sizi hala beğendiğine inandırabiliyorsa şanslısınız demektir.İyi tarafıysa en azılı sapık bile sizi bir pengueni bulduğu kadar çekici bulur. Yine de şansınızı fazla zorlamayın  derim, bu ülkede zavallı ördeklere bile tecavüz edenler var. O yüzden biber gazına devam....

 Bazen sıksa da bir ilgi bir alaka... insanlar etrafınızda pervane oluyor. "Naber"ler, "nasılsııııınnn"lara, "sigara?" teklifleri "karpuz... kokmuştur sana da getirdik"lere dönüşüyor. Ne kadar çirkinleşseniz de insanlar ısrarla hamileliğin ne kadar yakıştığından, ne kadar güzelleştiğinizden falan bahsediyor. Siz bu ihtimamı kendinize özel zannetmeye devam edin, ben asıl sebebi buldum! Hamilenin gazabından korunmak! Siz şımartıldığınızı düşünedurun, onlar tanrılara kurban sunmuş bir yabaninin rahatlığıyla göbeklerini kaşımaya devam etsinler.

Yine kötümser olduğumu düşünenleriniz olabilir ama şimdi bir düşünün... Normalde insanlar 6-7 kilo alsanız size ne der? Kuracakları cümle (anoreksik değilseniz) en iyi ihtimalle "sanki kilo almışsın biraz....." ki bunun meali bildiğiniz "oha hayvan gibi olmuşsun!"dur. Kötü ihtimale gelince "kızım  n'aptın sen hayvan gibi olmuşsun!"dur ki meali yeterince açıktır. Şimdiyse kaç kilo alırsanız alın ekşimik bir yalandan gülümseme ile "ayyy ne güsel olmuşsun ne kadar da yakışmış hamilelik canııımmmm" cümleleriyle karşılaşırsınız. 

Eğer köpekler gibi koku alabiliyor olsaydık, eminim cümlenin altındaki "anam hatuna bak içine hava üflemişler sanki, yazık ama  şimdi hamile bu bulaşılmaz, çok da tırsarım hamilelerden, sevimli görünmek lazım bunlara" duygularını hop bir koklayışta anlayabilirdik. Buradaki mantık köpeklerden korktuğunuzda yapılacaklarla aynıdır. Korkunu belli etme kuralını bizlere de aynen uygularlar ancak sevgili hamileler bunlara kanmayınız, yutmayınız, dünyayı zehir etmeye devam ediniz

 Asıl gücünüzün insanların sempatisinden kaynaklanmadığını unutmayın. Bizim gücümüz onların korkuları! Zaten önemli olan bizi ne kadar sevdikleri değil,önemli olan güç. Hayatınız boyunca , şu an içinizde taşıdığınız çocuğun size karşı sahip olacağı, ancak şimdilik sadece çocuk da içeride olduğu için sizde bulunan bu gücü içinizde taşımayacaksınız, güç dışarı çıkana kadar değerini bilin! Çünkü yakında o gücün bizzat kendiniz kölesi olacaksınız. Benden söylemesi...

 .








14 Eylül 2012 Cuma

En çok şikayet eden ama en mutlu hamile

Sorunun bende olduğunu baştan kabullenerek hamileliğin hiç de öyle romantik bir süreç olmadığını iddia ediyorum. Varsa itirazı olan bir melankolik gelsin beri!

Sorarım size nesi romantik?
Mide bulantıları?
Sivilceler?
Alınan kilolar?
Psikolojik dengenin yitirilmesi?
Ciddi bir çiş mesaisi yapmak?
Nefes almaktan bile yorulmak?
Uyku halinde dolaşmak?

Liste daha uzar gider... Peki şu gözlerinin içi gülen, elleri üst üste göbekte tutmak sureti ile tebessüm eden konu fotoğraflarının ilhamı tam olarak nereden geliyor? Bizi ne hissetmemiz gerektiğine kim koşulluyor da bu hamile kadınlar mide bulantısı, kusma, sık idrara çıkma, uyku, kanama, ağrı şikayetlerinin ardından "tanrım o kadar güzel bir şey ki hamilelik!!!" ile bitirebiliyorlar cümlelerini?

Ama aynı zamanda öyle çok mızmızlanıyorlar ki... Sorsan dünyanın en zor hamileliğini geçirir, suyunu bile ayağına ister! Ama sigara içmeye devam eder... Yinede çok mutludur. Hani çok fenaydın, hani zor geçiyordu? E ama çok güzel hamilelik????

Bu tavırdaki hamişlerden çok pis soğumak sureti ile tüm şikayetlerimi minimuma indirmeye çalışıyorum. Çünkü bebeğim olacak ve bunu ilk ben yapmıyorum. Elbette midem bulanacak, karnım şişecek ve başka etkiler ortaya çıkacak. Bunu istedim ve sonuçlarına katlanıyorum. Ne mızmızlık yapıyorum ne dünyanın en mutlu hamilesini oynuyorum.

Özetle: Hamileyim, midem bulanıyor ve ne hissettiğimi henüz bilmiyorum, şımarmıyorum.




31 Ağustos 2012 Cuma

Herkesin her şeyi bildiği yer

Bilir kişiler topluluğuyuz. Her zaman, her konuda söyleyecek sözümüz var. Hatta tek tecrübesi kendi doğumu olan kişilerin bile gebelik ve doğum hakkında öyle çok fikri var ki ! Belediye otobüsünde yanınıza oturan kişi bile çocuğunuzu nasıl yetiştireceğiniz konusunda kendinde söz hakkı bulabiliyor. Annenizin dayısının kızının kocasının abisi çocuğa isim koyma hakkına sahip sanabiliyor kendini. En son tanıştığı 2 yaşındaki bebek kendisi iken, çocukların 2 yaşına kadar emzirilmesi zorunluluğunu dikte edebiliyor iş arkadaşınız. Yani herkes her şeyi biliyor...

Öyle şanslıyız ki aslında; hiç bir şey düşünmemize gerek kalmıyor! Bizim yerimize her şey düşünüldü çoktan hatta neredeyse karar verildi (aman diyeyim kararlara uymamak kınayan bakışları ve düşmüş dudakları etrafınıza topluyor). Tüm bilir kişiler sizin adınıza düşünmüşken sakın bir fikir üretmeye kalkmayın, çünkü bu tam bir saygısızlık ve cehalet örneği olacaktır. Tüm komşu, iş arkadaşı, akrabalar ve hatta sokakta karşılaşılan kişiler jinekolog ve pediatrist olduğu için size tabi ki laf düşmeyecek!

4 yılda 3 kez selamlaştığınız karşı komşunuzun dediği gibi sezaryen yapacak, doktorunuzun normal doğum teşviklerini canınızı yakmak isteyen düşmanınıza diş bileyerek kulak ardı edeceksiniz.

İş arkadaşınızı dinleyip 2 yaşına kadar evde kendiniz bakacağınıza söz verip patronunuza da doğum iznine çıkmasanız da olabileceğini söyleyeceksiniz, yasal hakların canı cehenneme!

Bebeğin cinsiyetinin %100 kız olduğunu söyleyen falcıya güvenecek, 4 boyutlu ultrasonda ancak %90 erkek olduğunu söyleyen doktorunuza "he" deyip pembeleri toplamaya başlayacaksınız.

Bebeğinize konmak istenen her ismin ilk harfini alarak siber bebek isimlerine bir yenisini daha ekleyeceksiniz.

Neticede bu bebeğin yapımında emeğiniz geçmiş olabilir, ancak sosyal bir varlık olan insan, bir toplum içinde yaşayacak. Bu bebeğin yetiştirilmesinde elbette 75 milyonun söz hakkı olacak.

Ne sandınız?
9 ay onu karnınızda taşımanız, bin bir türlü riskle dünyaya getirmeniz, uykusuz geceleriniz anne-baba olarak sizin çocuk için en doğru kararı alabileceğiniz anlamına mı gelecekti?
Tabi ki  HAYIR!

Şimdi, isyan etmeyi bırakın ve komutları yerine getirin, manavın isim önerisini de yabana atmayın!

Artık dağılabilirsiniz...


22 Ağustos 2012 Çarşamba

Türkiye nüfusunu yarısı kaza!



"Valla hiç düşünmüyorduk, kazaaa hahahahah" aldığım hamilelik haberini takip eden 2. cümle %99 bu oluyor. Vah bu ülkenin bebelerine hepsi birer kaza... Anne babaları kazazede...
Bakıyorum çevreme neredeyse en düşük eğitim düzeyi olan üniversite mezunu. Eğitimli bir kesim canım ülkeme göre... Ülkenin bilinçli, eğitimli kesimi bahsettiğim insanlar, boru değil. Ama çocuk söz konusu olunca yok nedense o bilinç. Ya dağa çıkıyor o ara ya suya düşüyor ya balta kesiyor.......

Bir kere kaza olarak kabul edilebilmesi için bir hamileliğin, patlak bir prezervatif yada doğum kontrol hapları düzenli alınmış olmasına rağmen gerçekleşmiş bir gebelik olması gerekiyor. Bu ihtimaller prospektüslerle gerçek hayatta hiç de uyumlu görünmüyor oysa... Nasıl bir kaza acaba söz konusu olan, kayıp üstüne düştüm tarzı bir bahane oldukça inandırıcı olacaktır mesela(!)

Aslında olan şu:
- korunmadık bir baktık hamile kalmışım! kaza yani planlamamıştık hohohohoh
-????? Evet oldukça tesadüfi bir sonuç.......

Bu durumu kaza olarak kabul edebilmemiz için çok yüksek IQ sahibi anne-baba adayımızın her ikisininde nasıl çocuk yapıldığını bilmediğini varsaymamız gerekiyor.

Gideceği tatili bile en ince ayrıntısına kadar 1 yıl önceden planlayan kazazede, bebeğinin ne zaman olacağını planlayamıyor. 5 yıllık kariyer planı hazır ama çocuk plansız oluyor.

İnsan zannediyor ki her birinin önlenemez libidoları ve bir anda durdurulamaz iç güdüleri var. Muhteşem ve gözleri hiç bir şey görmeden girişiverdikleri sex hayatları mükemmelllll!!!!!! Neticede de kazalar oluyor tabi...

Bu kadar mı zor insanların aslında çocuk istediklerini itiraf etmesi? Profesyonel hayata bu kadar mı ters çocuk istemek? Yıllarca oluşturmak için uğraştığınız business man/woman imajınızı sarsmasından mı korkuyorsunuz bu kadar? Evet kazara çocuk sahibi olmak yarattığınız imaja çok uygun gerçekten, tebrikler...

Hepsi bir kenara ne acı bir durum "kaza" olmak o çocuklar için. Neticede kendinizi de kazazede olarak tanımlamanız anlamına gelir başınıza gelen kaza, mağdursunuz bir bakıma.

Bilinçli, bile-isteye hamile kalmış bir uzaylıdan tavsiye;Ölesiye sevdiğiniz minik kazanızı tanımlarken bir kere daha düşünün yada düştüğünüz yere dikkat edin derim.

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Biyolojik saatlerimiz arası zaman farkı

İnsan ne zaman çocuk sahibi olmaya karar verir?
Tamam kuramsal nedenler ortada, türün devamlılığı falan anladık da bireysel olarak bizi tam da karar verdiğimiz noktaya getiren ne?

Peki asıl soru şu ben 6 sene radyasyondan kaçarcasına kıvrak hareketle hamilelikten kaçarken hemen hamile kalma cesaretini gösteren kadınlara bu cesaret hapını kim veriyor?

Nasıl oluyor da şu soruları sormuyor yada  6 seneden daha kısa bir sürede soruları cevaplayabiliyorlar?

Anne olunca başka biri olacağım, buna hazır mıyım?
Kariyerim istediğim noktada değil çocukla rötar yapar mıyım?
İstediğini yapamamak, yiyememek, içememek, gezememek için erken değil mi?
Uykusuz geceler reva mı?
Vücudum bozulur mu
Evliliğim monotonlaşır mı?
İyi bir anne olabilir miyim?
Başka biri için yaşamaya hazır mıyım?
İstediğim imkanları sağlayabilecek miyim?

...ve daha niceleri....



Benim için oldukça korkutucu bir fikirdi mesela cevaplanamayan ve olası cevapları geçtim soruların bile başlı başına öcü sayıldığı bir konuydu aslında çocuk sahibi olmak. Peki ne oldu, sorular cevap mı buldu? Koyduğum hedeflere mi ulaştım? Tıbbi bir zorunluluk mu oluştu? Yoksa kaza mı? (ki belirtmeliyim şu kaza olayı oldum olası inandırıcı gelmemiştir, neyse başka bir yazıda kazazedelere verip veriştiririz artık...)
Cevap: hiçbiri. Peki o zaman ne? Beni diğer kadınlarda şaşırtan cesarete ulaştıran neydi?

Biyolojik saat!
Peki doğa bu saati her birimizde nasıl oluyor da bu kadar farklı kuruyor? Ayşe Tokyo'dayken ben neden New York'tayım? Yada kimimizinki hatırlatıcı alarmlar verirken kimimizinki neden saatli bomba misali son on saniyede haber vererek çılgınca bir anne olma arzusunu damarlara pompalıyor?


Sanırım biyolojik saat dedikleri mekanizma, bende de içeride bir yerlerde gerçekten çalışıyormuş. Bir sene önce yok daha erken derken, "hani çocuk?" diyenleri boğmak isterken ve hatta kısır olduğunuza dair dedikodulara gülüp geçerken, kısa sürede sempatik gelmeye başlayan bebek fikri bir bakıyorsunuz aklınızdan çıkaramadığınız bir hayal hatta ve hatta hedef halini almış. Sevişmek çiftleşmeye, yemek yemek beslenmeye dönüşmüş. Biz şanslıydık denediğimiz ilk ay BİNGO! bebek tuttu. Aslında beklenenden hızlı olsa da olayı takıntı haline getirmeden çözülmüş olması iyi oldu. Çünkü bebek sahibi olma kararı aldığımızda bile "6 senedir ne değişti? Neden daha önce veremedim bu kararı? Kimbilir şimdi ne zaman kalacağım hamile?" sorularıyla kendimi azarlamaktaydım... Şimdiyse içimde her organdan 2'şer tane var...

En güzeli de 2 tane kalbim var...
Kim bilir, belki asabiyete iyi gelir.

14 Ağustos 2012 Salı

Eyvah! Artık susamıyorum


Hamilelik...
Üzülmeyin geçici bir fiziksel çılgınlık...
Sonraysa annelik...
İşte şimdi korkabilirsiniz çünkü ömür boyu sürecek bir endişe atağı, üstelikte gönüllü olarak.
Bu kadınlar delirmiş olmalı...

11 haftalık hamileyim. Durumun özel bir jargonu var  10+5 tam olarak hamilelik dönemimi tanımlıyormuş. Eskiden ayla hesaplanan güne dönmüş, tam bir çılgınlık... 9 kerede tüketilmesin, aman bitmesin, her gün konuşacak ayrı bir şey olsun, tüketecek daha çok hamilelik zırvası olsun...

Hamileyim ve 1 aydır içimdeki bebekle ilgili internette araştırma yapıyorum. Ve fark ediyorum ki kadınlar gerçekten çıldırmış.
Böylece hikayem başlıyor, blogu yazmaya başlıyorum. Bunca çılgın hamilenin arasında kendimi yapayalnız hissediyorum. Diğer koloniler halinde öbek öbek köşe başlarını tutmuş hamilelerdeki aidiyet duygusu beni korkutuyor, acaba sorun bende mi??? Aklımı kaybetmemek için yazmaya başlıyorum. Beni kendi dünyalarına çekip esir etmelerini engellemek istiyorum. Kendim için "hamiş" terimini kullanmaktan korkarak bilumum kadın ve hamile forumundan koşarak uzaklaşıyorum. Ve anlıyorum, bu kadınlar uzaylı! Sonra başka bir şey anlıyorum, olasılıklar benim aleyhime, milyonlarca hamiş mi ben mi uzaylıyım? Evet hamile ve uzaylı olduğum gerçeğini geç olmadan kabullenerek, dünyalı hamilelerin enteresan hayatlarını uzay günceme dökmeye başlıyorum. Garipler.... çok garipler...

Kınamak yada yargılamaktan kaçtım aslında hep, tabi ki içime atma mesafesine kadar yetti nefesim. Şimdi ise hormonlar mesafeyi bu bloga kadar kısaltmış durumda, susamıyorum... yazıyorum.... Tüm aklını kaybetmiş, şuursuzca ve korkunç şekilde noktasal gözbebekleri ile dudak kenarları kulaklarına bitişik hamilelerden kaçmak istiyorum. Yazılarını okudukça kulaklarımda çocuk taklidi yaparak konuştukları ses tonları çınlıyor.... Sesler bana bir şey hatırlatıyor....
Ben zaten sizi hamile kalmadan önce de sevmezdim.

Hadi anam... bi avazda....